Başkonsolos Sayın Dr. Hakan Akbulut’un Türkiye Cumhuriyetinin 87. kuruluş yıldönümü sebebi ile düzenlenen kokteylde yaptığı konuşmanın metni
Türkiye Cumhuriyeti’nin 87. kuruluş yıldönümü vesilesi ile düzenlediğimiz kokteyle hoş geldiniz. Sizleri bu akşam burada görmekten büyük memnuniyet duyuyorum.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında toprakları paylaşılan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık miras ve birikimlerinden ortaya çıkan çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin, bugün 87. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Bu mutlu günümüzü bizimle birlikte kutlayan ve bizimle burada birlikte olan tüm dostlarımıza çok teşekkür etmek istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını saygı ile anarak sözlerime başlıyorum. Büyük zorluklar ve mücadelelerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara ve gençlere emanet edilmiştir.
Cumhuriyetimizin çocuklarımıza ve gençlerimize emanet edilmesi Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini ve geleceğe bakışını açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün biz de tüm çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğimizin güvencesi olarak görüyoruz. Almanya’daki Türk kökenli gençleri ve çocukları da Almanya’nın ve Türkiye’nin ortak geleceği olarak kabul ediyoruz.
Diplomaside milli gün kokteyllerinde, bulunulan ülke ile milli gününü kutlayan ülkenin ilişkilerinden uzun uzun bahsedilir. Ben de Türkiye-Almanya ilişkilerinin tarihsel boyutuna ve iki ülke arasındaki çok yönlü mükemmel ilişkilere tabi ki vurgu yapmak istiyorum. Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin çok yönlü geliştiğini hepimiz memnuniyetle gözlemliyoruz. Örneğin bugün 15 yıl öncesine göre karşılıklı ticarette büyük artış vardır, karşılıklı yatırımlar önemli ölçüde artmış durumdadır, bugün geçmişe oranla çok daha fazla sayıda heyet iki ülke arasında gidip gelmektedir ve iki ülke ilişkileri bilimden teknolojiye, sanattan kültüre çok yönlü gelişmektedir.
Türkiye-Almanya ilişkileri çok yönlü gelişirken, bu gelişmenin motoru olacak Almanya’daki 3 milyon Türk ve Türk kökenli Alman ile Alman toplumu arasındaki ilişkilerin aynı ölçüde geliştiğini söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Bugün Almanya’da 15 yıl öncesine göre daha çok Türk ve Türk kökenli Alman avukat, doktor, işadamı, akademisyen vardır ancak Almanya’daki Türk ve Alman toplumları birbirlerine 15 yıl öncesine göre çok daha uzaktır. Bu mesafenin artarak büyüdüğünü üzülerek gözlemliyorum.
Kısaca özetlemek gerekirse, Türkiye Almanya ilişkileri çok yönlü hızla gelişiyor ancak bu gelişmenin motoru olması gereken Almanya’daki 3 milyon Türk ve Türk kökenli Alman ile Alman toplumu birbirinden gittikçe uzaklaşıyor. Bu uzaklaşmanın önüne geçecek ciddi önlemlerin hızla alınması gerekmektedir. Bu konuda herkese sorumluluk düştüğü inancındayım.
Özellikle belirtmek istiyorum ki, bu uzaklaşma ve yabancılaşmanın önüne geçilebildiği gün Almanya’da uyum ve göçmenlerle ilgili sıkıntıların çözümü yönünde önemli mesafeler alınmış olacaktır.
Bu uzaklaşma ve yabancılaşmanın önüne geçilmesi, Almanya’daki Türk ve Alman toplumlarının birbirlerini daha iyi tanımalarından ve anlamalarından geçmektedir. Bu doğrultuda, Almanya’da iki toplumun birbirlerine olan önyargılarının ortadan kaldırılmasına yönelik büyük çaba sarfedilmesi gerekir. Kolay olmamakla birlikte inanıyorum ki uzun soluklu çalışmalarla bu gerçekleşebilir.
Bu çabalarda Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyetine çok büyük görev düştüğü inancındayım. İki ülke sorunlara yeni bir anlayışla bakmalı ve sorunların çözümünde yepyeni yaklaşımlar geliştirilmelidir. Bu doğrultuda iki toplumun yakınlaşmasına ve birbirlerini daha iyi anlamasına yönelik çalışmalar, iki ülke tarafından gerekli tüm imkanlar kullanılarak başlatılmalıdır.
Biz Essen Başkonsolosluğu olarak iki toplumu bir araya getirecek, birbirlerine yakınlaştıracak çeşitli etkinlikler ve faaliyetler gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunda da belli bir mesafe kaydettiğimizi düşünüyorum. Her ne kadar bizim yaptığımız belki de okyanusta bir damla da olsa, damlaların nehirler oluşturabileceğini göz ardı etmemeliyiz. Biz herkesin bu nehirlerin oluşmasına bir damlayla da olsa katkı sağlayabileceğine inanıyoruz.
İçinde bulunduğumuz yıl biliyorsunuz Essen/Ruhr bölgesi ile İstanbul’un Avrupa Kültür Başkentleri olduğu yıldır. Bu yıl içerisinde gerek İstanbul’da gerek Essen/Ruhr bölgesinde çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerin yapılmakta olduğunu biliyoruz. Biz 2008’den beri “2010 Avrupa Kültür Başkentleri” projesinin Almanya’da Türk ve Alman toplumlarının birbirlerini yakından tanıması ve anlaması için altın bir fırsat olduğunu söylüyor ve Almanya’daki Türk ve Alman Sivil Toplum Kuruluşlarının birlikte çalışmaları için “Kültür Başkentleri Projesini” eşsiz bir fırsat olarak görüyorduk. Maalesef “2010 İstanbul ve Essen/Ruhr Avrupa Kültür Başkentleri Projesi” Almanya’daki iki toplumun ortak çalışmaları için kaçan altın bir fırsat olmuştur. Umarım gelecekte bu yöndeki fırsatları iki toplumun yakınlaşmasına ve birbirlerini tanımasına katkı sağlayacak şekilde kullanabiliriz.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87. yıldönümünde sizlere bir de müjde vermek istiyorum. En kısa zamanda taşınmayı arzu ettiğimiz yeni binamız tamamlandı ve geçtiğimiz hafta Türkiye’den gelen heyet binamızı resmen teslim aldı. 4000 m² açık alanı, 2500 m² kapalı alanı olan yeni Başkonsolosluk binamızın halen mobilya ve gerekli donanımları ile uğraşıyoruz.
Yeni binamıza taşınmamızla ilgili olarak öngördüğümüz zaman 2011 yılının ilk aylarıdır. Konsolosluk hizmetlerinin yanı sıra bir sanat ve kültür merkezi olacak Başkonsolosluğumuz binasının Aalto Theater, Folkwang Müzesi, Villa Hügel ve Alte Synagoge gibi Essen şehrinin bir parçası olacağını düşünüyorum. Bu binanın vatandaşlarımıza yönelik hizmetin yanı sıra düzenlenecek kültürel, sanatsal ve diğer etkinliklerle Ruhr bölgesinde Türk ve Alman toplumlarının yakınlaşmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Bu vesile ile aramızda bulunan Essen eski Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Reiniger’e yeni binamıza sahip olmamıza yönelik katkı ve yardımlarından dolayı çok teşekkür etmek istiyorum.
Sözlerime son vermeden önce, üç yıldır milli gün kokteylimize sponsorluk yapan “Sparkasse Essen”e teşekkür etmek istiyorum. Kendileri ile istikrarlı bir işbirliği oluşturduğumuz için büyük memnuniyet duyuyorum. Sparkasse Essen’in ayrıca farklı kültürel etkinliklere ve sanatsal faaliyetlere verdiği desteği büyük bir memnuniyetle görüyorum.
Bu sene Cumhuriyetimizin kuruluşu kadar eski ve ülkemizin en büyük bankalarından olan “İş Bankası”na da milli günümüze verdikleri destek için ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Müsaadeniz ile şimdi sahneye KRV Adalet Bakanı Sayın Kutschay’ı ve ardından Essen Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Paβ’ı davet ediyorum.
Çok teşekkür ederim.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 87. kuruluş yıldönümü vesilesi ile düzenlediğimiz kokteyle hoş geldiniz. Sizleri bu akşam burada görmekten büyük memnuniyet duyuyorum.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında toprakları paylaşılan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık miras ve birikimlerinden ortaya çıkan çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin, bugün 87. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Bu mutlu günümüzü bizimle birlikte kutlayan ve bizimle burada birlikte olan tüm dostlarımıza çok teşekkür etmek istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını saygı ile anarak sözlerime başlıyorum. Büyük zorluklar ve mücadelelerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara ve gençlere emanet edilmiştir.
Cumhuriyetimizin çocuklarımıza ve gençlerimize emanet edilmesi Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini ve geleceğe bakışını açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün biz de tüm çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğimizin güvencesi olarak görüyoruz. Almanya’daki Türk kökenli gençleri ve çocukları da Almanya’nın ve Türkiye’nin ortak geleceği olarak kabul ediyoruz.
Diplomaside milli gün kokteyllerinde, bulunulan ülke ile milli gününü kutlayan ülkenin ilişkilerinden uzun uzun bahsedilir. Ben de Türkiye-Almanya ilişkilerinin tarihsel boyutuna ve iki ülke arasındaki çok yönlü mükemmel ilişkilere tabi ki vurgu yapmak istiyorum. Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin çok yönlü geliştiğini hepimiz memnuniyetle gözlemliyoruz. Örneğin bugün 15 yıl öncesine göre karşılıklı ticarette büyük artış vardır, karşılıklı yatırımlar önemli ölçüde artmış durumdadır, bugün geçmişe oranla çok daha fazla sayıda heyet iki ülke arasında gidip gelmektedir ve iki ülke ilişkileri bilimden teknolojiye, sanattan kültüre çok yönlü gelişmektedir.
Türkiye-Almanya ilişkileri çok yönlü gelişirken, bu gelişmenin motoru olacak Almanya’daki 3 milyon Türk ve Türk kökenli Alman ile Alman toplumu arasındaki ilişkilerin aynı ölçüde geliştiğini söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Bugün Almanya’da 15 yıl öncesine göre daha çok Türk ve Türk kökenli Alman avukat, doktor, işadamı, akademisyen vardır ancak Almanya’daki Türk ve Alman toplumları birbirlerine 15 yıl öncesine göre çok daha uzaktır. Bu mesafenin artarak büyüdüğünü üzülerek gözlemliyorum.
Kısaca özetlemek gerekirse, Türkiye Almanya ilişkileri çok yönlü hızla gelişiyor ancak bu gelişmenin motoru olması gereken Almanya’daki 3 milyon Türk ve Türk kökenli Alman ile Alman toplumu birbirinden gittikçe uzaklaşıyor. Bu uzaklaşmanın önüne geçecek ciddi önlemlerin hızla alınması gerekmektedir. Bu konuda herkese sorumluluk düştüğü inancındayım.
Özellikle belirtmek istiyorum ki, bu uzaklaşma ve yabancılaşmanın önüne geçilebildiği gün Almanya’da uyum ve göçmenlerle ilgili sıkıntıların çözümü yönünde önemli mesafeler alınmış olacaktır.
Bu uzaklaşma ve yabancılaşmanın önüne geçilmesi, Almanya’daki Türk ve Alman toplumlarının birbirlerini daha iyi tanımalarından ve anlamalarından geçmektedir. Bu doğrultuda, Almanya’da iki toplumun birbirlerine olan önyargılarının ortadan kaldırılmasına yönelik büyük çaba sarfedilmesi gerekir. Kolay olmamakla birlikte inanıyorum ki uzun soluklu çalışmalarla bu gerçekleşebilir.
Bu çabalarda Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyetine çok büyük görev düştüğü inancındayım. İki ülke sorunlara yeni bir anlayışla bakmalı ve sorunların çözümünde yepyeni yaklaşımlar geliştirilmelidir. Bu doğrultuda iki toplumun yakınlaşmasına ve birbirlerini daha iyi anlamasına yönelik çalışmalar, iki ülke tarafından gerekli tüm imkanlar kullanılarak başlatılmalıdır.
Biz Essen Başkonsolosluğu olarak iki toplumu bir araya getirecek, birbirlerine yakınlaştıracak çeşitli etkinlikler ve faaliyetler gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunda da belli bir mesafe kaydettiğimizi düşünüyorum. Her ne kadar bizim yaptığımız belki de okyanusta bir damla da olsa, damlaların nehirler oluşturabileceğini göz ardı etmemeliyiz. Biz herkesin bu nehirlerin oluşmasına bir damlayla da olsa katkı sağlayabileceğine inanıyoruz.
İçinde bulunduğumuz yıl biliyorsunuz Essen/Ruhr bölgesi ile İstanbul’un Avrupa Kültür Başkentleri olduğu yıldır. Bu yıl içerisinde gerek İstanbul’da gerek Essen/Ruhr bölgesinde çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerin yapılmakta olduğunu biliyoruz. Biz 2008’den beri “2010 Avrupa Kültür Başkentleri” projesinin Almanya’da Türk ve Alman toplumlarının birbirlerini yakından tanıması ve anlaması için altın bir fırsat olduğunu söylüyor ve Almanya’daki Türk ve Alman Sivil Toplum Kuruluşlarının birlikte çalışmaları için “Kültür Başkentleri Projesini” eşsiz bir fırsat olarak görüyorduk. Maalesef “2010 İstanbul ve Essen/Ruhr Avrupa Kültür Başkentleri Projesi” Almanya’daki iki toplumun ortak çalışmaları için kaçan altın bir fırsat olmuştur. Umarım gelecekte bu yöndeki fırsatları iki toplumun yakınlaşmasına ve birbirlerini tanımasına katkı sağlayacak şekilde kullanabiliriz.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87. yıldönümünde sizlere bir de müjde vermek istiyorum. En kısa zamanda taşınmayı arzu ettiğimiz yeni binamız tamamlandı ve geçtiğimiz hafta Türkiye’den gelen heyet binamızı resmen teslim aldı. 4000 m² açık alanı, 2500 m² kapalı alanı olan yeni Başkonsolosluk binamızın halen mobilya ve gerekli donanımları ile uğraşıyoruz.
Yeni binamıza taşınmamızla ilgili olarak öngördüğümüz zaman 2011 yılının ilk aylarıdır. Konsolosluk hizmetlerinin yanı sıra bir sanat ve kültür merkezi olacak Başkonsolosluğumuz binasının Aalto Theater, Folkwang Müzesi, Villa Hügel ve Alte Synagoge gibi Essen şehrinin bir parçası olacağını düşünüyorum. Bu binanın vatandaşlarımıza yönelik hizmetin yanı sıra düzenlenecek kültürel, sanatsal ve diğer etkinliklerle Ruhr bölgesinde Türk ve Alman toplumlarının yakınlaşmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Bu vesile ile aramızda bulunan Essen eski Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Reiniger’e yeni binamıza sahip olmamıza yönelik katkı ve yardımlarından dolayı çok teşekkür etmek istiyorum.
Sözlerime son vermeden önce, üç yıldır milli gün kokteylimize sponsorluk yapan “Sparkasse Essen”e teşekkür etmek istiyorum. Kendileri ile istikrarlı bir işbirliği oluşturduğumuz için büyük memnuniyet duyuyorum. Sparkasse Essen’in ayrıca farklı kültürel etkinliklere ve sanatsal faaliyetlere verdiği desteği büyük bir memnuniyetle görüyorum.
Bu sene Cumhuriyetimizin kuruluşu kadar eski ve ülkemizin en büyük bankalarından olan “İş Bankası”na da milli günümüze verdikleri destek için ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Müsaadeniz ile şimdi sahneye KRV Adalet Bakanı Sayın Kutschay’ı ve ardından Essen Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Paβ’ı davet ediyorum.
Çok teşekkür ederim.

