ÖZGÜRLÜK
Ülkemiz ve bilhassa Doğunun bazı illerinde özgürlük eylemleri yapılmaktadır. Özgür olmayan bu kelimeyi bile kullanamaz. Her akşam haberlerde görsel olarak seyretmekteyiz, kırmızı, Sarı, yeşil, bu renkler bizlere dağdaki PKK’yı hatırlatmaktadır. Bilhassa nevruz eylemlerinde apaçık boyaları belli idi. Yöre halkının başta bayanlarının başlarına bağladığı, erkeklerinin boyunlarına attıkları puşileri ile renklerini vermişler, birçoğunda bayraklarının rengi ile etek giymekteler. Bu renk ile bu illerde özgürce dolaşabilmekteler ve kahraman-fedakâr polisimizi taşlamakla eza ve cefa vermekteler, devletimizin panzerine ve kuvvet araçlarına taş ve Molotof atarak yakıp yıkmaktalar.
Oysaki polisimiz resmi elbisesi ile tehlikenin nereden geleceği korkusuyla gezerken ve görev esnasında çekinmekteler. Esas özgür, devletin polisi olması gerekirken gecesini gündüzüne katan polisimize hem dil uzatmakta, hem de taşlamakta ve zaman zaman hakaretleri ile dahası da var utanmadan hayâsızca rütbeli Emniyet Amirlerine bile kaba kuvvetleri ile tokatlamaya varan densizliklerini yapmaktalar, Ayrıca bazı istekler bile sunmaya cüret etmişlerdir;
Eylemcilerin dört talebi
1-Anadilde eğitim hakkı,
2-Askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesi,
3-Siyasi tutukluların serbest bırakılması
4-Yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması
“Dört talebimizi kabul edin, barışın önünü açın, hiçbirimiz aday olmayacağız” diye ferman okumaya çalışmaları toplumda kargaşa yaratmaktalar. Bunun yanında İllerin birçoğunda sivil itaatsizlik eylemleri özgürlük adı altında "Demokratik Çözüm Çadırı" kurulmak istenmiştir. Bunun üzerine yüzlerce kişi oturma eylemi başlatıp oturma eylemlerini sürdürmektedir,
PKK’nın Devletimizin askerine ve polisine yaptığı saldırıları ve ölümleri normal görülürken BDP’nin yetkilileri Ülke ile PKK’nın savaş halinde olduğunu savunarak “Neden hala savaşta ısrar ediyorsunuz. Açılım ve ileri demokrasiniz bu mu" sorularını yöneltmekteler. Ayrıca “Yoksa bu operasyonlar size rağmen mi yapılıyor” demek suretiyle tehdit vari konuşmalarına devam ederek. Polis teşkilatını âdete gün boyu meşgul edip, sıkıntıya sokmaktadırlar
Dr. Salih Akyürek’in PKK'nın büyük tuzağı
Konulu yazısın da da yukarıda yazdıklarımızı destekliyor biçimdedir.
“Her seçim öncesi sahneye sürülen bilindik senaryo yine kapımızda. Meclis çatısı altında çözüm üretemeyenler, çözümü millet iradesinin yerine ikame etmeye çalıştıkları Kandil ve İmralı iradesine havale etmiş gözüküyorlar. Meclis'te, demokratik siyasetteki başarısızlıklarını, sokakta, çadırda kamufle etme arayışı içine girip, adını da "sivil itaatsizlik" koymuş durumdalar.”
Önümüzdeki günlerde özellikle batıdaki şehirlerde bu sivil itaatsizlik eylemlerinin düzenlenmesi ile halkın karşı karşıya gelmesi söz konusu olabilir mi?
Dikkatle yaklaşıp, önlem alınması gerekiyor. Özellikle kutuplaştırmayı keskinleştirmek ve kitleleri karşı karşıya getirmek isteyen örgüt bu alanları daha önce Mersin'de, Dörtyol'da olduğu gibi istismar etmeye çalışabilir. "Sivil itaatsizlik" adı altında sergilenen kitlesel eylemlerin batıdaki göç coğrafyasında Kürtler ile Türkleri, bölgede ise güvenlik güçleriyle kitleleri karşı karşıya getirmek amacında olduğunu görmemiz gerekiyor.
Hazırlayan: Durmuş Öztekin
04.04.2011
Ülkemiz ve bilhassa Doğunun bazı illerinde özgürlük eylemleri yapılmaktadır. Özgür olmayan bu kelimeyi bile kullanamaz. Her akşam haberlerde görsel olarak seyretmekteyiz, kırmızı, Sarı, yeşil, bu renkler bizlere dağdaki PKK’yı hatırlatmaktadır. Bilhassa nevruz eylemlerinde apaçık boyaları belli idi. Yöre halkının başta bayanlarının başlarına bağladığı, erkeklerinin boyunlarına attıkları puşileri ile renklerini vermişler, birçoğunda bayraklarının rengi ile etek giymekteler. Bu renk ile bu illerde özgürce dolaşabilmekteler ve kahraman-fedakâr polisimizi taşlamakla eza ve cefa vermekteler, devletimizin panzerine ve kuvvet araçlarına taş ve Molotof atarak yakıp yıkmaktalar.
Oysaki polisimiz resmi elbisesi ile tehlikenin nereden geleceği korkusuyla gezerken ve görev esnasında çekinmekteler. Esas özgür, devletin polisi olması gerekirken gecesini gündüzüne katan polisimize hem dil uzatmakta, hem de taşlamakta ve zaman zaman hakaretleri ile dahası da var utanmadan hayâsızca rütbeli Emniyet Amirlerine bile kaba kuvvetleri ile tokatlamaya varan densizliklerini yapmaktalar, Ayrıca bazı istekler bile sunmaya cüret etmişlerdir;
Eylemcilerin dört talebi
1-Anadilde eğitim hakkı,
2-Askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesi,
3-Siyasi tutukluların serbest bırakılması
4-Yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması
“Dört talebimizi kabul edin, barışın önünü açın, hiçbirimiz aday olmayacağız” diye ferman okumaya çalışmaları toplumda kargaşa yaratmaktalar. Bunun yanında İllerin birçoğunda sivil itaatsizlik eylemleri özgürlük adı altında "Demokratik Çözüm Çadırı" kurulmak istenmiştir. Bunun üzerine yüzlerce kişi oturma eylemi başlatıp oturma eylemlerini sürdürmektedir,
PKK’nın Devletimizin askerine ve polisine yaptığı saldırıları ve ölümleri normal görülürken BDP’nin yetkilileri Ülke ile PKK’nın savaş halinde olduğunu savunarak “Neden hala savaşta ısrar ediyorsunuz. Açılım ve ileri demokrasiniz bu mu" sorularını yöneltmekteler. Ayrıca “Yoksa bu operasyonlar size rağmen mi yapılıyor” demek suretiyle tehdit vari konuşmalarına devam ederek. Polis teşkilatını âdete gün boyu meşgul edip, sıkıntıya sokmaktadırlar
Dr. Salih Akyürek’in PKK'nın büyük tuzağı
Konulu yazısın da da yukarıda yazdıklarımızı destekliyor biçimdedir.
“Her seçim öncesi sahneye sürülen bilindik senaryo yine kapımızda. Meclis çatısı altında çözüm üretemeyenler, çözümü millet iradesinin yerine ikame etmeye çalıştıkları Kandil ve İmralı iradesine havale etmiş gözüküyorlar. Meclis'te, demokratik siyasetteki başarısızlıklarını, sokakta, çadırda kamufle etme arayışı içine girip, adını da "sivil itaatsizlik" koymuş durumdalar.”
Önümüzdeki günlerde özellikle batıdaki şehirlerde bu sivil itaatsizlik eylemlerinin düzenlenmesi ile halkın karşı karşıya gelmesi söz konusu olabilir mi?
Dikkatle yaklaşıp, önlem alınması gerekiyor. Özellikle kutuplaştırmayı keskinleştirmek ve kitleleri karşı karşıya getirmek isteyen örgüt bu alanları daha önce Mersin'de, Dörtyol'da olduğu gibi istismar etmeye çalışabilir. "Sivil itaatsizlik" adı altında sergilenen kitlesel eylemlerin batıdaki göç coğrafyasında Kürtler ile Türkleri, bölgede ise güvenlik güçleriyle kitleleri karşı karşıya getirmek amacında olduğunu görmemiz gerekiyor.
Hazırlayan: Durmuş Öztekin
04.04.2011
